Ebru teknesinin başında: suyun kendi ritmi
Yazan: Neslihan Aydın

Bir ebru ustası, boyanın suya değdiği ilk saniyeyi anlatıyor.
Tekne hazır, kitre kıvamında, boyalar öd ile açılmış. Ustaya göre asıl karar, fırçanın ilk vuruşundan önce verilir.
Suyu tanımak
Her gün aynı tekne farklı davranır. Nem, sıcaklık, hatta kapının açık kalması desenin açılışını değiştirir. Sabah teknenin yüzeyine bakarım; ışığı nasıl tuttuğuna göre kitreye su mu ekleyeceğim yoksa bir saat daha bekleyecek miyim, oradan anlarım.
Boyayı açmak
Boyalar öd ile açılır; ödün miktarı desenin ne kadar yayılacağını belirler. Az öd, boyayı bir nokta hâlinde bırakır; fazla öd, altındaki rengi kenara iter. Usta bu dengeyi teraziyle değil, teknedeki ilk damlaya bakarak kurar. İlk damla yanlışsa o gün tekne bozulmuş demektir; bir daha kurmak yerine ertesi güne bırakmak daha akıllıcadır.
Acele etmemek
Boya suya değdikten sonra desen kendi kendini kurar; müdahale ne kadar azsa kâğıda o kadar temiz geçer. Yeni başlayanların en sık hatası, deseni "düzeltmeye" çalışmaktır. Ebru düzeltilmez; ya bırakılır ya baştan alınır.
Kâğıdı almak
Kâğıt tekneye tek bir hareketle, ortadan kenarlara doğru bırakılır. Hava kabarcığı kalırsa desende beyaz bir yara açılır. Alınan kâğıt eğik bir tahtaya yatırılır, suyu süzülür ve gölgede kurutulur; güneşte kurutulan ebrunun rengi ilk yılında solar.
Teknenin hafızası
Teknede kalan boya bir sonraki desene karışır. Ustaya göre bu bir kusur değil, ebrunun kendi hafızası: her desen bir öncekinin izini taşır. Gün sonunda tekne boşaltılmaz, sadece yüzeyi gazete ile alınır; ertesi sabah altta kalan renk, yeni günün ilk deseninde bir yerden çıkar.
Öğrenciye ne söylersiniz?
Elini değil, gözünü eğit derim. Kâğıdı almadan önce desene bakıp "bu iyi oldu" diyebiliyorsan, elin zaten öğrenir. Önce beğenmeyi öğrenmeyen, sonra yapmayı da öğrenemiyor.
Fırçayı da kendiniz mi yapıyorsunuz?
Gül dalı ve at kılından. Dalı kışın keserim, kabuğunu soyup ucunu ezerim; kıl demeti o ezik uca sarılır. Fabrika fırçası boyayı tek noktadan bırakır, bizimki serper. Ebruda serpme her şeydir: aynı miktarda boya, farklı serpilirse başka desen olur. Bir fırça iki üç yıl dayanır, sonra kıl yorulur ve boyayı taşımaz olur; usta bunu gözle değil, teknedeki dağılımdan anlar.
Mevsim farkı var mı?
Çok. Yazın kitre çabuk bozulur, tekne ekşir; kışın ise su ağırlaşır, boya zorlanır. En iyi mevsim ilkbahar ve sonbahar. Nem yüzde altmışın altına düşerse boyanın açılışı sertleşiyor; atölyede bir higrometre asılıdır ama asıl ölçü hâlâ ilk damla.
Ebru öğrenmek ne kadar sürer?
Battalı bir haftada yaparsınız, iyi battalı on yılda. Aradaki fark tekniğin zorluğu değil, sabrın süresi. Öğrencilerime "kaç kâğıt aldın?" diye sormam, "kaç kâğıdı almadın?" diye sorarım. Almamayı bilen usta olur.
Boyaları nereden alıyorsunuz?
Toprak boyaları hâlâ eskiden olduğu gibi. Sarıyı toprak sarısından, kırmızıyı demir oksitten, siyahı is ten. Hepsi havanda su ile ezilir; ezme süresi rengin tekneye nasıl yayılacağını belirler. İnce ezilmiş boya geniş açılır, kaba ezilmiş boya nokta kalır. Rengin adı aynı olsa da her hazırlık başka bir boya demek; bu yüzden bir sonraki tekneye aynı kavanozdan devam ederiz.
Ebru kâğıda geçmeden önce ne olur?
Kâğıt şaplanır. Şaplı yüzey boyayı tutar; şapsız kâğıtta desen kâğıda binmez, kurudukça kalkar. Şap oranı da mesele: fazlası kâğıdı sertleştirir, azı deseni tutmaz. Bir günde otuz kâğıt şaplanır ve gölgede kurutulur; ertesi gün kullanılır. Yani ebru, kâğıdın bir gün önceki hâliyle başlar.
Aynı bölümden
Hattat Mehmed Efendi: "Öğrencilik hiç bitmiyor"
Kırk yıllık bir hattatla oturuş, sabır ve icazet üzerine konuştuk.
Neslihan Aydın · 3 dk okuma
Bir müzehhibenin masası: altın nasıl ezilir?
Varak, bal ve saatler süren bir sabır: tezhibin altını nasıl hazırlanır?
Zeynep Kaya · 3 dk okuma

